Ruhun İlkyardımı

Yazar: furkan.zengin | Tarih: 17 Eylül 2026

Danışman Öğretim Üyesi: Dr. Öğr. Üyesi Kerem Laçiner

Tıp Öğrencisi: Ecem Göçer

Ekip Üyeleri: Bilge Vergili, Burcu Temel, Eren Saymaz, Ezgi Yurdaer, İbrahim Tarık Kaya, Nehir Peke, Ömer Burhan Çelik, Rumeysa Güngör, Selim Deniz Genç, Semanur Yoludoğru, Sıla Usta

Amaç: “Ruhun İlkyardımı” projesi, tıp fakültesi öğrencilerinde duygusal farkındalığı artırmayı, temel duyguları tanıma ve ifade etme becerisini geliştirmeyi, kriz anlarında kişinin kendisine ya da çevresindeki bireylere temel düzeyde destek sunabilmesine yönelik farkındalık kazandırmayı amaçlayan yerel düzeyde bir eğitim projesidir. Proje önerisinde, gençler ve üniversite öğrencileri arasında anksiyete, duygusal zorlanma ve stres yönetimi güçlüklerinin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu; öğrencilerin yoğun duyguları tanıma, ifade etme ve kriz anlarında temel psikolojik ilkyardım bilgisine sahip olma konusunda desteklenmeye ihtiyaç duyduğu belirtilmiştir. Bu doğrultuda proje; duygusal okuryazarlığı geliştirmeyi, kriz anında kullanılabilecek nefes, grounding ve benzeri temel teknikleri öğretmeyi, hazırlanan broşür, poster, sosyal medya içerikleri ve duygusal ilkyardım materyalleriyle farkındalığı yaygınlaştırmayı hedeflemiştir.

Süreç: Proje süreci 21 Ekim 2025’te proje fikrinin ortaya konmasıyla başlamış; 17 Kasım’da yürütücü öğretim üyesi eşleştirmesi yapılmış, 1 Aralık’ta proje öneri formu teslim edilmiş ve 17 Aralık’ta proje WhatsApp grubu oluşturulmuştur. 29 Aralık’ta yapılan tanışma ve bilgilendirme toplantısında ekip üyeleri proje amacı ve kapsamı hakkında bilgilendirilmiş; 19 Ocak’ta ikinci toplantı yapılarak görev dağılımı, kermes hazırlığı ve proje kapsamı netleştirilmiştir. 17 Şubat 2026’da düzenlenen kermeste 7520 TL gelir elde edilmiş; bu gelirle defter, broşür, afiş, anahtarlık ve diğer materyallerin hazırlanması sağlanmıştır. Şubat–Mart döneminde logo, afiş, broşür, duygu defteri, bibliyoterapi listesi, QR kodlu içerikler ve sosyal medya videoları hazırlanmış; “bir kişinin duygusal kriz yaşadığını nasıl anlarız?”, “kriz anında yapılması ve yapılmaması gerekenler”, “grounding tekniği” ve “nefes tekniği” gibi videolar paylaşılmıştır. 31 Mart–1 Nisan’da katılımcılara materyaller dağıtılmış, 3 Nisan’da OMÜ Hastanesi üç numaralı girişinde stant açılarak 45–50 kişilik farklı yaş gruplarından bir kitleye ruh sağlığı ve duygusal kriz yönetimi hakkında bilgilendirme yapılmıştır.

Sonuç: Proje, belirlenen amaçlara büyük ölçüde ulaşmış, planlanan çıktıların ise çoğu gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta 65 kişiye ulaşılması hedeflenirken 71 kişiye ulaşılmış; etkinlik sayısı iki olarak planlanmasına karşın üç etkinlik gerçekleştirilmiş ve hedefin üzerinde katılım sağlanmıştır. Sosyal medya üzerinden ruhun ilkyardımına ilişkin videolar çok sayıda izlenme/görülme almıştır. Logo, afiş, broşür, defter, anahtarlık ve stant uygulaması tamamlanmıştır. Ön test–son test, saha uygulamaları ve katılımcı geri bildirimleri, öğrencilerin temel duygulara ilişkin bilgi düzeylerinin arttığını, duygularını ayırt etme ve ifade etme konusunda farkındalık kazandıklarını ve ruhsal ilkyardım konusunda bilinçlendiklerini göstermiştir. Katılımcı memnuniyeti çok yüksek bulunmuş; özellikle duygu günlüğü, QR kod destekli içerikler, broşürler ve sembolik hediyelerin motivasyon ve aidiyet duygusunu artırdığı belirtilmiştir. Genel olarak proje, ruh sağlığı ve duygusal farkındalık alanında yaratıcı, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir sosyal sorumluluk çalışması olarak değerlendirilebilir. Tıp öğrencileri açısından proje; iletişim, ekip çalışması, saha deneyimi, bibliyoterapi ve QR kodlu dijital içerik kullanımı gibi yenilikçi farkındalık yöntemlerini deneyimleme, topluma hizmet bilinci ve organizasyon becerilerini geliştirme açısından önemli kazanımlar sağlamıştır. Kurumsal açıdan ise fakültenin ruh sağlığı farkındalığına yönelik toplumsal görünürlüğünü artırmış, hastane girişinde kurulan stant aracılığıyla yerel toplulukla doğrudan etkileşim kurulmasını sağlamıştır. Gelecek dönemler için etkinliklerin farklı öğrenci grupları ve fakültelere yaygınlaştırılması, duygu farkındalığı anketlerinin daha kısa ve çeşitli hâle getirilmesi, bibliyoterapi listesinin daha özenle seçilmiş kaynaklarla güçlendirilmesi, görev dağılımının daha dengeli yapılması ve dijital/QR kodlu içeriklerin güncellenerek sürdürülebilir biçimde kullanılması önerilmektedir.